| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Bir Şiir Fenomeni

Yazılar arşiv 02.2009 Other entries in 2009-02 resimler , videolar

LAVANTA

Ordadır
yazın eskittiği otlar arasında
uzakta bir nehrin gürültüsünü kazar
masmavi usturalar abanoz ağacına

Ordadır
uyuyan bir namlunun sessizliğiyle
günün sabahlığında
dudaklarının arasında bir ot, bir ıslık
iz bırakmaz sisler gibi geçer ağaçların arasından
varır kendini derinleştiren uçurumlara

Ordadır, bir devin tavşan uykusunda
aklında kımıldanan otlar, ağaçlar
düşünü düşürdüğü sular
yüzünü bıraktığı sular
almamış zaman kalmış kireç altında
çelimsiz bir kabuk başlamış yürek yarası
ki ne zaman çarşılara çıksa silahsız
onu vururlar
göğsünde siyah bir yıldızla
kalbinde kuruyan bataklık
kırlara yakın durur, yanık kokulara

serin çiy vakti çimenlerle konuşur
ne zamandır çıkmıyor sokaklar açık artırıma
ıssız bir kil ile gövdesini kateden bir ateştopu
Kendini sakladığı sular altında
ve son bir kez:
ışık ve çamurda kaldı lavanta

MASKELİ BALO

Yaredir sinede eski sevgili
Eski sevgili eski günler
Hayata baksana takmıyor kimseyi
Hiçbir şey diriltmez artık geçmişi
Yaredir yine de

Yaktın gemilerimi
Dönüş yok artık geri
Tak etti canıma bu maskeli balo
Bu maskeli balo
Ve onun sahte yüzleri

Yaredir sinede eski sevgili
Ne yapsan kolay unutulmaz
Ağlama geçmişe yaşadık bitti
Anılar bizi yalnız bırakmaz
Yalnızız yine de

MAT

aydınlığın duruyor
giderken bıraktığın aynalarda

domino taşlarında
bezginliğin kıraathaneleri

söndü yıldızlarım senden sonra
zamanlar herkes için bir değil
karanlığım taşrada bir kasaba.

MEKTUP

boş bırak düşlerini
ben geleceğim
kucağımda yaratmanın sevdaları
ve akşamüstlerinde sonlu bekleyişlerin karanlığı
tahta pervazlara takılı kalmış çınar gölgelerini kanattığı
hiç yaşanmamış Nerime Sultan anılarını dürüp
ben geleceğim
arnavut kaldırımlarının taşıyamadığı yükümle
kendimi yine bir yerinden söküp
kırık dökük sevgilerin ut tellerinde tınlayan
o veremli yazgısını
yine de bir çiçek gibi iliştirip gönlüme
o yalnızlığı Bizans'tan kalma İstanbul gecelerinin
sokak camlatan yağmurunda
kendimi ağır bir yük gibi çeke çeke
Emirgan sırtlarından yorgun ve telaşlı
biraz daha eskimiş, biraz daha solgun ve biraz daha acılı
ben geleceğim
dolu da olsa yaşlanmış kucakları
sahici ve acıtıcı gözyaşlarını bir mahsup gibi taşıya taşıya acılar defterinde
kimselere göstermeden usulca ve çok saklı
ben geleceğim
bir ticaret kentine

METAL

pencerede kedi yalnızlığı
metal bir ay fener gibi
böyle gecelerde yağmurun sesi
kağıt hışırtısına benzer
ışık yıllarının karanlık hızında
yedi askı daha asili yıldızlara
takıyorum kulaklarımı
dalmaya ve uçmaya hazır
iki kişi olarak
bölündüğüm yerde
hard'n'heavy slowlari
yer değiştiriyor içimde butun kişilikler
tek basıma oynadığım cin ruleti
bir jeton, bir zıpkın
ayni anda isliyor
katil ile maktul arasında en kısa yol
kalkış takımları infilak ediyor
dans bittiğinde birimiz ölecek
büyük plato bildiriyor koşulları:
tek kişilik düello bir metal tango!

METAL YORGUNLUĞU

o zaman söylediler:metal yorgunluğu
daha dediler yılların var oraya
nice süslerden sonra ulaşılan bir yalınlık gibi
nice bütünlüklerden edinilmiş bir kırgınlığa
eşyanın karanlık kuralları
etin acı tadı
bağımsız kurgusu zamanın
yetmez görünenleri anlamaya
daha dediler yılların var

zamanın biriktirdiği derinlik
çekimin çözülen yasası
şimdi eşiğinde miyim bu şiirin
geldim mi metal yorgunluğa
ilkin savatlı gümüşüm
şimdi bende mi sıra?

MIRILDANDIKLARIM

Kırdın mı incittin mi birilerini
Kimleri kazandım, yitirdiklerim kimler.
Kendimi yeniledim mi yazdıklarımda?
Yeniden düşünmeliyim
Dostluklarımı, ilişkilerimi
Gözlerim çocukluk fotoğraflarında mı kaldı
Yitirdim mi yoksa masumiyetimi?
Borçlarımı ödedim mi?
Doğru seçtim mi soruların fiillerini?
Tırnaklarım kesilmiş, dişlerim fırçalanmış, saçlarım taranmış,
giysilerim ütülü, odam düzenli mi?
Geri verdim mi aldıklarımı:
Aşkları, dostlukları, sevgileri, güvenleri, bağları,
Kitaplara, sayfalara, satırlara borcumu ödedim mi?
Yokladım mı duygularımı
Hala sevebiliyor muyum insanları?
Ovmalı gümüşleri, bakırlarımı; cila geçmeli ahşaplarıma
ovmalı umutları
Saklı tutmalı gelecek inancını, yarınları eksik etmemeli ağzımızdan
Ey uzak akrabalarım, üvey aşklarım
Mevsim sonu dostlarım, işporta malı ayrılıklar
Arkadaş ölümleri, dost hançerleri, talan ettiğimiz zulalar
Gece telefonları, ıssız konuşmalar
Mağrur incelikler, vurgun yemiş ilişkiler
Uçurum duygusuyla yaşadığımız hayat ey
O kadar çok anlattım ki
Kendime kaldım anlatmaktan...
Bunaldım kendisiyle boğuşmasını
Başkalarında çözmeye çalışan insanlardan
Usandım sözcük oynamalarından, tılsımlı sıfatlardan,
Ofset duyarlılıklardan
Kaç zamandır duru, yalın, çalışkan, iyi insanlar özlüyorum
'içtenliğin' yada 'dünya görüşünün' kirletmediği
Kendime bir yeni yıl kartı yazarak bunları diliyorum
Aranıp duruyorum adresini yitirdiğim insanları
vitrin camlarına yansıyan yüzlerde
Bilmiyorum kalmış mıdır adresini yüzlerinde taşıyan insanlar
Hala bir umut var mıdır
Çikmaz bir sokağa benzeyen bu avare avunması vitrinlerde
Ne çıkmaz sokaktayım nede mutsuz
Sadece rüzgarlardan daha güçlü olmak istiyorum o kadar
Açık denizlerde nice yolculuklara yelken açarken
Kış güneşinin mutlu ettigi bir kedi gibi mutlu, emin, tasasız
Sere serpe ve keyifli olmak tek isteğim ve dileğim
senin ve benim , yani bizim için...

MİKA

Gökyüzünde yapıştırma bir yıldız
Şimşekler ormanında
Bir tek yıldırım
Selofan yağmurlardan sonra
Yine patinaj
Çekimine girdiğimiz
Manyetik alan
Dağılıyor elyaf ve aşk
Sezon değişiyor
Parabolik aynalarda
Başka bir set kuruluyor
Yepyeni bir dizayn
Işıl ışıl göz alıyor megastar mikalar
Klip hızında karton film derinliğinde
Bir marka gibi yaşanıyor aşklar
Merkezi sistem yönetiyor ayrılıkları, açıklamaları
Acı yok. Can yakmıyor tuzla buz olsa da
Dağılmış mika parçaları

Kesin çözüm
Acele servis
Buyrun, siz ne arzu etmiştiniz?

NYLON

Bir başıma kaldığım aşklar
Nylon denizlerin şiirleri
Nylon denizler posteri
Deniz posterleri
Boy pos naylon
Nylon
Aştı geçmiş zaman
Gözyaşı taneyle
Denizler nylon

Kayısız kalıyor kayıt
Yaygın vahşet, günlük ölüm, over dose
İçe, geriye, ileriye kapalı gözlerde
Nylon perdeler
Gündelik konserve
Aşkı siyaset
Siyaseti aşk gibi
Yaşamış yakın tutanak
Ayna ve kağıtta duruşumuz aynı
Hâlâ aşk, hâlâ şiir ve şiddet

OLMASA MEKTUBUN

Olmasa mektubun,
Yazdıkların olmasa
Kim inanırdı
Senle ayrıldığımıza.

Sanma unutulur,
Kalp ağrısı zamanla
Herşeyi unutarak
Yaşanır sanma.

Neydi bir arada tutan şey ikimizi
Birleştiren neydi ellerimizi
Bırak bana anlatma imkansız sevgimizi
Sevmek birçok şeyi göze almaktır.

Baksana geçmişe,
Ne çok anıyla yüklü
Nerde o taverna,
Nerde sinema

Harcanmış zamanla
Yeniden yaşanmaz ki;
Geç kaldıktan sonra
Arama boşa!