| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Bir Şiir Fenomeni

Yazılar arşiv 10.2008 Other entries in 2008-10 resimler , videolar

ARABESK

ıslığında usturalar bileniyor
bıyıkları marşandiz katarı
zulasında eroini esrarı
tutuklandıkça yenileniyor

kafası kızdı mı taksim'de akşam
bütün lahmancunlar ondan sorulur
oğlanın birine takıldı / tamam
çengelköy'lü sevtap diye meşhur

göğüsleri hakikat birer kumru
eskiden de süslenir boyanırmış
ayak ayak üstüne atıp oturdu mu
insanda can mı bırakırmış

sabaha karşı bir büyük rakı
yıldız tozuması külüstür mehtap
arabada sevişmek başlıca merakı
ne kanun tanıyor ne de kitap

bu yollara düşecek adam mıydı
çiçek yaptırmalar parfüm filan
bu sefer yakasını fena kaptırdı
sevtap başını yiyecek anlaşılan

boşversene / daha ölmedik ulan

Bir şairin bildiği sevgi/ Attila İlhan için...

Attila İlhan

‘An gelir Attila İlhan gider’ dedi ve gitti usulca...
Ama yüreğimize dokunan biri, daima hayatta kalmaz mı?..
Bu yüzden hiç gitmemiş gibi davranıyorum...

Onun hünerli parmakları vardır okuyanın yüreğine dokunan. Hangi şehir, hangi sokak, hangi köşebaşı farketmez, içine kendinizi koyun yeter. İllaki damarınıza basar bir sevgili , çünkü basmazsa ne şiir şiir olur,  ne de sevgili sevgili. Bağır çağır naralar atmaz  O, usulca kıvrılır yazı makinasına,  imzasını ruhuyla atar kalbinin atar damarına. Akıl almaz hayaller burada şahlanır uzun yeleli beyaz bir at gibi havaya.

O sevgiliye düşmez, sevgiye düşer uzun yollarda. O yüzden ‘ ne kadınlar sevdim yoktular’ der. Önce bir yalnızlık hali belirir kalabalıklarda, sonra bir rüya, bir şiir, bir ‘adı söylenmezler’ kitabı yerleşir kitap raflarına.

O beklemeyi sever, durup düşünmeyi, koşturmaz aşkın peşinde. Aşk O’na düşer heybetli kelimelerle. Çileden çıkarmaz onu yoklukların darboğazı. Mondinino şöyle der şairler için bir yerlerde: tok şair ‘zekice yazar’, aç şair ‘dahice’... O yokluklarla yerinmez, varlıklarla övünmez, düşleri zengindir, elleri sabun kokar, parfüm diye tutturmaz. Ve marka gözetmez üstünü başını donanırken sevdiğinin karşısında.

Bakışları konuşur önce, kelimeler sonra... O kelimeler ki; altının, gümüşün, pırlantanın ayarı sönük kalır kuyumcu tezgahlarında. Ancak çok sevdiğinde sokulur  sevdiğinin yanına. Denize akan bir dere yalnızlığıdır onun ki. İçi fıkır fıkır oynayan balıklar gibidir ama,  durur seyreder gözleri karşılık bulamam korkusuyla. Kimseye şikayet etmez bu durumu, aklını saçma sapan şeylerle doldurmamak adına. Ancak bilir ki aşka dokunan ellerinin ateşinini hiç birşey söndüremez yazmaktan başka.

Kelimeler azgın denizin dibinde yalpalayan yosunlardır , kimi takılır kalır çakıl taşlarına, kimi süzülür gider ummadığınız limanlara. Kimi kelimeler boş balık oltalarının ucunda sersefil  ölü solucanlardır, kimi kelimeler de danseder bir ikindi zamanı rakınızın kırık buzunda...

Hiç bir kapı çalınmadan açılmaz ama, O ister ki dokunmadan değsin karşıki bakışlar ona. İstanbul aşk kokar bir Haziran sabahı Maçka’da. Ve hiç bir aşk o kadar güzel kokmaz, onun şiirleri olmadıkça...

Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Bu kurtlar sofrasında belki zor
Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden
Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Sus deyip adınla başlıyorum
İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin
Hayır başka türlü olmayacak
Ben sana mecburum bilemezsin.

Gözleri söyler önce, kalemi sonra... Oturur şiir yazar, sevdiğinin yanına varacağına. Kifayetsiz bir serzeniştir kelimeler, incelir, durulur, susar, bekler. Yalnızlığına çekilir yazar. Ve kelimeler bir şarkının nakaratından kayar,  Timur Selçuk’un ağzına...

Bir gül takıp da sevdalı her gece saçlarına
çıktı mı deprem sanırdın ‘kara kız’ kantosuna
titreşir kadehler camlar kırılır alkışlardan
 Muammer bey’in gözdesi Karantina’lı Despina

Aşk şiirleri edebiyatın hazzıdır, onun şairliğinin yanında kendimi şairden saymak ahmaklıktır. Yürek kilitdir.Açamazsın o kilidi alenen, çünkü dokunursan kırılır dökülür. Bir şairin ‘seni seviyorum’ demesi o yüzden bu kadar zordur... İster ki kendi baktığı gibi baksın o sevgili, getirmeden kendisi bir araya iki kelimeyi. Karşısında dimdik durduğu anda çırılçıplak kalır sevgisi.  O’nun ruhunda naralar atmaz, usulca siner sevgi.

O sevdi mi tutukdur dili,  kelimeler konuşur... Bu yüzden sığındığı tek yer kağıdı ve kalemidir.
Sevgi korkak, aşk aceleci, şiir ebedidir.

Güle güle Attila İlhan... Seni en sevdiğim şiirinle uğurluyorum.
Ama inan ki ben o şiiri hiç unutmadım, unutmuyorum.

Ben hala senin şiirlerinle büyüyorum...

Gözlerin gözlerime değince
Felaketim olurdu, ağlardım
Beni sevmiyordun, bilirdim
Bir sevdiğin vardı, duyardım
Çöp gibi bir oğlan, ipince
Hayırsızın biriydi fikrimce
Ne vakit karşımda görsem
Öldüreceğimden korkardım
Felaketim olurdu, ağlardım
Ne vakit Maçka’dan geçsem
Limanda hep gemiler olurdu
Ağaçlar kuş gibi gülerdi
Sessizce bir cigara yakardın
Parmaklarının ucunu yakardın
Kirpiklerini eğerdin, bakardın
Üşürdüm, içim ürperirdi
Felaketim olurdu, ağlardım
Akşamlar bir roman gibi biterdi
Jezabel kan içinde yatardı
Limandan bir gemi giderdi
Sen kalkıp ona giderdin
Benzin mum gibi giderdin
Sabaha kadar kalırdın
Hayırsızın biriydi fikrimce
Güldü mü cenazeye benzerdi
Hele seni kollarına aldı mı
Felaketim olurdu, ağlardım.   / ÜÇÜNCÜ ŞAHSIN ŞİİRİ - ATTİLA İLHAN